Menu

Bağlantılar

Tiyatro

Sayfa 1 - 2


ERZURUM'DA TİYATRO*                                                             *Hayati Kerget 

          Bu yayla şehri, Ortaasya'dan göç eden Oğuz boylarının Anadolu'daki ilk duraklarından biridir.   Türk insanı, yaşadığı kültürünü Anadolu topraklarına ekmiş,burada yeşertmiştir. Bu kültürün daha az yozlaşmış şeklinin yaşandığı ve sürdürülmeye çalışıldığı bir kenttir Erzurum. 5-6 ayında şiddetli kışların hüküm sürdüğü bu kentin insanı, Anadolu'ya 2000 metre rakımdan bakar.   O,lider ruhludur. Onun hayal dünyası alabildiğine geniştir. Uzun kış gecelerinin  beyazlığında aydınlanır hayal alemi. Bazen sobasından duvarlara akseden alev renklerinde gezdirir ruhunu,bazen kaynamaya yüz tutmuş bir su kazanının cızırtısında. Dışarıda ıslık çalan tipinin sesi, onda derin izleri olan tarih sahifelerini aralar. Ayran aşı tadında sohbetler, kıtlama çay sıcaklığında menkıbeler yıllarca, nesilden nesile aktarılır durur. Kentin çeşitli semtlerindeki kahvehanelerde aşıklar atışır, halk hikayeleri anlatılır, meddahlar ustalıklarını sergilerdi.

 

          Cumhuriyetten sonra oluşan halk evleri bu kültürel geleneğimizi batı kültürü ile birleştiren mekanlar olur. Erzurum'da ilk Halkevi 1934 yılında Nurlu Şükrü'nün evinde faaliyete geçer, sonra da şimdiki Kızılay Öğrenci Yurdu yerinde bulunan Hannane Hanımefendi'nin konağının üst katında çalışmalarını sürdürür.

 

          O yılların halkevli gençleri, Lalapaşa Camii bahçesinde, İstanbul Oteli'nin yanında bulunan küçük bir binada bir tiyatro kolu oluştururlar. Öğretmen Zakir Bey temsil kolunun rejisörüdür. İzzet Gönen,Veteriner Korkmaz Bey,Esat Çelik,Tevfik Turanlı,Ali Cennet,Fuat Seval,Muhtar Dursunoğlu da temsil kolunun elemanıdırlar. Erzurum Kurtuluş Bayramında "Sancağın      Şerefi" adlı bir oyun oynanacaktır.O tarihlerde temsil koluna kadın oyuncu bulmak çok zordur.Esat Çelik,bu oyunda zenne (kadın) rolünü üstlenir.Muhtar Dursunoğlu konuşmayan bir heykeldir.Hatta yüzünü alçı ile değiştirirler de alçı yanağını günlerce çeker. 

          Şehirde tek sinema olan Doğu Sineması'ndan başka bir sahne yoktur. Hazırlanan oyunlar Doğu sineması ve Millet Bahçesi'nin yetersiz salonlarında sahnelenir. Erzurum Halkevi,1939 yılında yeni binasına taşındıktan ve Murat Uraz gibi bir eğitimci Halkevi başkanı olduktan sonra temsil kolu, müzik ve folklorda olduğu gibi hareket kazanır. Tiyatro kolu, tiyatro sanatına bilinçle sarılmış, henüz başlangıç olmasına rağmen tuluat tiyatrosundan kaçınmış,büyük tiyatro oyunlarını ele almıştır.  Yıl,1943.Halkevi temsil kolu, adeta bir Darülbedai'dir. O tarihlerde bir Halkevi tiyatro kolunun "Otello", "O Kadın", "Hisse-i Şayia", "Pazartesi Perşembe", "İtaat ilanı" ,""Kızıl Gün" , "Azarya", "Köroğlu" ve "Fermanlı Deli Hazretleri" gibi oyunları oynaması, büyük başarıdır. Erzurum için büyük sanat olayıdır.

  

          O yıllarda temsil kolunda; şair Sadettin Akatay, öğretmen İzzet Emek ,Zehra Dikmen gibi doğuştan aktör yeteneklerin yanında öğretmen Servet Eren, Esat Dikmen ve eşi Hulkiye Hanım, Leman ve Müfide öğretmen kardeşler,Tarık Rona,Reşat Budak,İhsan Şafak,Sıtkı Dursunoğlu,Ali Cennet, Neyyir İmece,genç öğretmenler Necati Öner,Aytekin Yakar gibi tiyatro aşıkları vardı. Okullarımızın yaptığı müsamereler, Erzurum'un sosyal yaşantısı içerisinde birer kültür hizmeti olmuştur.1943'lü yıllarda Erzurum Lisesi'nin "Hamlet"i oynamasını, öğretmen okulumuzun "Oidipus"u sahnelemesini ve Musahipzade'nin "İstanbul Efendisi"ni müzikal olarak sergilemesini gıpta ile yeniden hatırlıyoruz. Bugün,bir lisenin bu oyunları oynamasını düşünmek sadece tatlı bir hayaldir.

          O dönemlerden günümüze ulaşan birkaç fotoğrafa bakıyoruz. Dekor,kostüm,makyaj çok mükemmel.Günümüz imkanlarına sahip tiyatrolarca eş değerde adeta. Folklor kolundaki faaliyetlerinin yanı sıra tiyatro kolunun da değişmez dekoratörü İhsan Coşkun'dur.

 

          Hisse-i Şayia'nın dekorlarını da o yıl, İhsan Coşkun Atılcan yapar.Halkevi sahnesi,iki tarafı köşk,ortası köşkün bahçesidir.Oyunun yazarı İbnül Refik Ahmet Nuri dahi, eserini yazarken böyle mükemmel bir dekor tasavvur edememiştir.O dekorlardan Erzurum Valisi Haşim İşcan son derece etkilenmiş ve "Bu dekorları yapan genci,Güzel Sanatlar Akademisi'ne hatta Avrupa'ya gönderelim."demiş ve Özel İdare bütçesine İhsan Coşkun adına ödenek koydurmuştur.Ne yazık ki Haşim İşcan'ın Antalya Valiliğine atanması ile yerine atanan Burhan Teker,bütçeyi bozmuş,bu yetenekli insanın tahsil imkanı da yok olmuştur.

 

          1946'larda bu kadro yerini gençlere bırakır. Kadronun en yetenekli elemanlarından biri,sonradan profesör kariyerine ulaşan Necati Öner'dir.Oyunculuğu ile "İnsan Sarrafı"nda devleşir adeta. Düşünebiliyor musunuz? O yılların imkansızlıkları içerisinde Halkevi'nde faaliyetini sürdüren bu ekip, yaz aylarında da komşu illere turneler tertipliyor, Kars, Ağrı ve Gümüşhane gibi illere kırk kişilik ekiplerle gidiliyordu. Sonraları halk geceleri düzenlenir. Her cumartesi gecesi Halkevi'nde bir halk gecesi vardır. Tiyatro kolu artık bu gecelere belli bir eserle değil tuluatla çıkar.Erzurum Halkevi sahnesi bir nevi Direklerarası'dır. O yılların tuluat tiyatrosundaki en belirgin simalar; Arif Akın,Fahri Güçlü,PTT Memuru Selahattin,Demiryolcu Şevket Efendi'dir.

          Yıl,1948.Gençliğe açık tutulacak sahne ve salon, dönemin Halkevi yöneticileri tarafından sinemaya çevrilir.Artık her gün film oynamakta ve sinema işletmeciliği yapılmaktadır.Bu uygulama,sanat aşığı Erzurumlu'lara atılmış bir düğüm,sosyal etkinliklere,hele tiyatroya vurulmuş bir darbedir.

          1937 yılında "Erzurum İşocağı"müdürü olan Albay İhsan Yavuzer'in "Erzurum Gücü" adı altında kurduğu spor kulübü, sportif etkinliklerin yanı sıra folklor çalışmalarına da el atmış,tayininin çıkmasıyla yerine atanan Albay Keramettin Demiroğlu döneminde ise bu etkinliklere müzik ve temsil kolları katılmıştır.

 

          Erzurum Gücü temsil kolunu,genç ve yetenekli hemşehrimiz Sebahattin Solakoğlu yürütmeye başlar.Erzurum Gücü, 1943 yılında bütün kollarıyla faal durumda olan Erzurum Halkevi ile yarış halindedir.

          Halkevi temsil kolu; "Otello", "O Kadın" , "Hisse-i Şayia" , "Pazartesi Perşembe", "Bir Kavuk Devrildi" , "Aynaroz Kadısı" gibi oyunları sahnelerken ,İşocağı temsil kolu da "Yurdum İçin",Moliere'nin "Hekim Usta"sını, "Zoraki Tabib" ini,Yusuf Ziya Ortaç'ın "Binnaz"ını,Baltacıoğlunun "Akıl Taciri"ni sahneler.

          1951 yılında Halkevleri'nin iptalinden sonra folklora,müziğe,tiyatroya hevesli gençler,kendilerine bir çatı ararlar.İşte bu çatı 1952-1954 yılları arasında Palandöken Spor Kulübü'dür.

 

          Halkevleri'nin dağılmasından sonra,1955 yılına, yani derneğin kuruluşuna dek folklor ve tiyatro faaliyetleri Erzurum'da artık Palandöken Spor Kulübünde yapılmaktadır. Gençler bir taraftan sanatsal zevklerini tatmin ederken diğer taraftan şehrin sosyal ve kültürel hayatına katkıda bulunmakta,bir yandan da hazırladıkları gece ve müsamerelerden elde ettikleri gelir ile sporu yaşatmaktadırlar.

          Sebahattin Bulut o yıllarda Palandöken Spor Kulübünün hem genel sekreterliğini, hem de tiyatro kolu yöneticiliğini yürütmektedir.Temsil kolunda yetenekli gençler vardır.Her yıl kendi yazdıkları oyunları sahneler ve gecelerini bar ekipleri ve türkülerle süslerler.

          Temsil kolu,ilk yıl,Ahmet Taylanlı'nın yazdığı "Babamın Günahını Çekiyorum" adlı trajediyi ve Sebahattin Bulut'un yazdığı "Meşhedi Kamber Ali'nin Berber Dükkanı" isimli müzikal komediyi sahneler.

 

          Daha sonraki yıllarda Sebahattin Bulut'un yazdığı "Yanlış Hesap Bağdat'tan Döner" , "Kiralık Odalar" ve "Çingene Kızı" isimli müzikalleri sahneye konur. Müzikallerin sazları dahi amatör gençlerden oluşmaktadır.Suat Işıklı klarnet,Ali Abaş buylı,Cihat Yıldırım akordiyon, İhsan Coşkun keman,Osman Mavioğlu darbuka çalmaktadırlar.

 

          Yine bu yıllarda "Milli Mücadele Başlıyor" adlı radyofonik oyunu yazar.Mustafa Kemal Atatürk'ün Erzurum'a gelişi ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ne girişi, çalışması ve milli mücadelenin Erzurum'da başladığını canlandıran bu oyun, Devlet Tiyatrosu sanatçıları tarafından seslendirilir ve radyoda yayınlanır.

          "Oduncular" adlı oyununu da bu yıllarda yazar.Oyun sahneye uyarlanmış müzikal bir ortaoyunudur.Eserde Erzurum yöresinin sosyal yaşantısı mizahi bir dille anlatılır.

 

          Palandöken geceleri,bir renk cümbüşüdür.Halk temaşayı ve eğlenceyi hep Palandöken gecelerinde aramaktadır.Bu nedenle her yıl Halkevi sahnesinde yapılan gecelerde salon tıklım tıklım dolmaktadır.

          1954 yılında Halk Türküleri Derneği kurulmuştur ama Palandöken Spor Kulübü de bu faaliyetlerini 1957 yılına kadar sürdürecektir.

          1957 yılında Halk Türküleri Derneği yöneticileri,Palandöken kadrosunu derneğe çekebilme akıllığı gösterdikleri için  Palandöken'in spor dışındaki bu kültürel ve sosyal faaliyetleri orada noktalanmıştır.

          Sebahattin Bulut, "Meşhedi Kamber Ali'nin Berber Dükkanı" adlı 1 perdelik müzikal komediyi 1955 yılında yazmıştır. Erzurum'un sosyal yaşantısı içerisinde bir berber dükkanında geçen olaylar abartılarak mizahi bir dille anlatılır. Bir nevi ortaoyunudur.

 

          1957 yılında ise "Hemşire" isimli senaryosunu yazar.Oyun, TRT'de açılan bir yarışmada 3.lük kazanmıştır.Ankara Üniversitesi'nde asistanken, doktora hazırlamak için halk içine girip bir müddet hemşirelik yapmayı göze almış idealist bir kızın serüveni anlatılır.

          Aynı yıl, 3 perde ve bir tablodan oluşan " Çingene Kızı" operetini kaleme alır.

          Derneğin bir konservatuar niteliğine kavuşturulması;Halk müziği,Halk oyunları ve Türk Sanat Müziği koroları yanında bir tiyatro kolunun da oluşturulması fikri,1961 yılında başlar.

          Tiyatro kolunu oluşturmak güzel şeydir,ama bayan eleman bulunması da oldukça güçtür.Bu konuda derneğe Nene Hatun Kız Öğretmen Okulu yardımcı olmuştur.Vefa duyguları ile anmak gerekirse bu okulun Erzurum kültürün yaşamasında desteği büyük olmuştur.

          1961 yılında popüler bir oyun olan Cevat Fehmi Başkut'un "Reyimi Sana Veriyorum" adlı oyunu seçilir ve sahneye konulmaya başlar.O yıl,İstanbul Şehir Tiyatrosu aktörlerinden Sait Köknar'ın oğlu Ergun Köknar da Erzurum'da yedek subaylık hizmetini yapmaktadır.Kendisi mimar-mühendistir ama,babadan irsiyetle komple bir aktördür.O da tiyatro kolunda görev alır ve oyunun rejiliğini yapar.

 

          Nene Hatun Kız Öğretmen Okulu öğrencileri ile birlikte hazırlanan tiyatro oyunu,12 Mart şenliklerine yetiştirilir.Oyun başarıyla temsil edilir.Oyuncular amatördür ama oynadıkları oyun profesyönelcedir.Sebahattin Altınok,Nusret Taylanlı,Ergun Köknar oyunun unutulmaz simalarıdır.

 

          1961 yılı,Sebahattin Bulut'un "Aziziye'de Düğün Var" adlı radyofonik oyunu kaleme aldığı ve o yıl Devlet Tiyatrosu Sanatçıları tarafından TRT'de seslendirildiği yıldır.

          Bu oyunun seslendirilmesinde Kartal Tibet de vardır.

          1962 yılı kurtuluş şenliklerinde ise yine Sebehattin Bulut'un yazdığı "Beyaz Kartallar"adlı oyun, kendisi tarafından sahnelenir. Oyunda, Yavuz Selim Öğretmen Okulu öğrencilerinin yanı sıra  Suat Işıklı ve Fikret Tosuner, sazlarıyla birlikte rol alırlar.

 

          Beyaz Kartallar,aynı gün TRT'de Devlet Tiyatrosu sanatçıları tarafından radyofonik olarak seslendirilmiştir.Seslendirmeyi,Haluk Kurdoğlu,Kerim Avşar,Yalın Tolga gibi unutulmaz sanatçılar yapmışlardır.

          Kurtuluş şenliklerinin 1963 yılındaki oyunu ise,Fahri Güçlü'nin yazdığı "12 Mart Sabahı" isimli temsili tablosudur.Bu oyunda,Sıtkı Özakpınar,Süheyla Mert,Erol Üçyıldız,Hamza Babagil rol alırlar.

 

          Halk Eğitim salonunun yetersizliği ve kullanımda dernek yönetimine gösterilen zorluklar nedeniyle 1970 yılına kadar kurtuluş şenlikleri,Kapalı Spor Salonu'nda yapılır.Haliyle tiyatroya yer verilemez.1963 yılında "Dalga Geçen Adam" adlı radyofonik sürekli oyunu yazar.Kemal M. Altınkaya'nın romanından oyunlaştırılmış 10 bölümlük bir dramdır.

          Yıl 1970 Kapalı Spor Salonu'nda Bölgelerarası spor müsabakaları yapılacaktır.Bu nedenle ister istemez Halk Eğitim Salonu'na dönülecektir.Sahne olduğu için artık tiyatro oyununa da yer verilebilecektir.O yıl Sebahattin Bulut'un yazdığı,içerisinde yöresel kültürümüzle,tarihimizin ıstırap dolu günlerinin birleştirildiği "Şenlik" adlı oyun, Erzurum Lisesi Tiyatro Kolu tarafından sahnelenir. Edebiyat öğretmeni Hamit Yavuz'un sahneye koyduğu oyun; çift sahne ile oynanan bir oyundur.Alt sahnede bir düğün ve düğünde olayları anlatan bir yaşlı.

 

            Arka sahne ise, olayların sahnesidir.Ara ara açılır,kapanır,ışıklandırma ayrı ayrı yapılır. Müziğini Suat Işıklı; efekt ve ışığını Necdet Bulut uygular.

            Oyunu lise seviyesindeki gençler,öylesine güzel oynarlar ki salonda ağlayanlar olur.

            1971 yılı diğer branşlarda olduğu gibi tiyatro yönünden de başarılı bir yıldır.Tiyatro daha güçlü elemanlarla varlığını hissettirir Erzurum'da.

            O yıl,3 temsil hazırlar derneğin tiyatro kolu.12 Mart şenliklerinde Sebahattin Bulut'un yazıp sahneye koyduğu "Konuşan Ölüler" adlı müzikal tarihi oyun,23 Temmuz Kongre gecesinde sahneye konan "Erzurum'a Doğru" adlı oyun ve "Hurrem Sultan"ın hazırlık çalışmaları.

 

          "Konuşan Ölüler" Erzurum'un Ermeni mezalimini yaşadığı yılları anlatır.Projeksiyon destekli bir oyundur.Bu oyuna,sinemadan tanıdığımız Atıf Kaptan ve Leman Yurdakul da konuk sanatçı olarak katılmaktadırlar.Diğer oyuncular ise;Mücahit Küleri,Hüseyin Budak,Oktay Çapan ve Timur Bulut'tur.Bu kadroya arka fondan bir koro iştirak eder.Koroyu Zeki Erdal yönetir.Besteleri Suat Işıklı yapmıştır.Oyunun film,ışık,efekt gibi teknik yönünü Necdet Bulut yürütmektedir.

 

          1971 yılı,Sebahattin Bulut'un "Ana Şefkati" adlı oyunu da yazdığı yıldır.Bu eser, Erzurum aile yapısının anlatıldığı, içerisinde müzik de olan bir oyundur.

          1972-1982 yılları arasındaki 10 yıl;tiyatro yönüyle derneğin adeta bir konservatuar haline geldiği,profesyonelleştiği,Sebahattin Bulut'un ekolleştiği yıllardır.

          Bu ekolün elemanlarının bir kısmı,Erzurum Lisesi son sınıfta,bir kısmı üniversite öğrencisidir.Yalnız hepsinin nüvesini Erzurum Lisesi'nin aynı dönem kuşağı oluşturmaktadır.Sebahattin Bulut,abimiz,hocamızdır.Saygıda kusur etmezdik.Kızacağını bildiğimizden hata yapmamaya azami dikkat ederdik.Maddi hiçbir beklentimiz yoktu.Sadece tiyatro tutkusu ve sanat aşkı.Çalışmalara şevkle,hiç aksatmadan giderdik.

          Okul dışında genellikle "Kayakçılar Kulübü"nde vakit geçirirdik.Burası bir kulüptü,yalnız Erzurum'un tiyatro,müzik ve folklor gibi sanat aktivitelerine gönül vermiş gençlerinin buluştuğu bir sanat eviydi adeta.

          TRT Erzurum Halk Türküleri elemanlarını, sanat müziği okuyan ve sazlarını çalan gençleri, imkansızlıklar içerisinde,okudukları okul çatısı veya dernek çatısı altında tiyatro çalışmaları yürüten gençleri bir araya getirirdi bu lokal.

          Bu gençlerin çoğunluğu, Bulut'un ekolüne gönül vermişti. Sakın şaşırmayın!1975li yıllarda bu gençlerin eğitim durumları şöyleydi:Edebiyat öğretmenleri Mücahit Küleri,Timur Bulut,Hayati Kerget, Metin Karadağ,Sadık Çelenk,Zinnur Tiryaki, M.Kemal Barış,Kenan Özmen Semra Madırlı, İngilizce öğretmeni Sakıp Güllüce,Almanca öğretmeni Murat Yalçın.

          Bu kadronun yanında; TRT Erzurum radyosu spikeri Dilaver Uyanık,halk türküleri solisti Ekrem Çakıllı,gazeteci Vural Güler,şair Necati Güler,Hüseyin Budak,Hasan Budak,Rüknettin Dağıstanlı,Selim Eken gibi tiyatro gönüllülerini görebiliyorduk.

          O dönemin sosyal yapısı gereği,bayan oyuncularda devamlılık görülemiyordu.Bu nedenle bayan oyuncu isimleri sadece rol aldıkları oyunlarda hatıralara nakşedilmiştir.

 

          1972 yılı,derneğin en geniş kapsamlı,finans yönüyle en pahalı oyunlardan birini sahneye koyduğu yıldır.Orhan Asena'nın "Hurrem Sultan"ı Halk Eğitim salonunda sahnelenir.Bu oyunun bültenine yazılanlar günümüze de hitap ettiğinden aynen aktarılmasının yararına inanıyoruz:"  Geçmişte ve tarihin muhtelif devirlerinde bir kültür merkezi olan Erzurum'da bugüne dek bir tiyatro kurulmaması,halkın eğitici ve öğretici olan bu unsurdan istifade edememesi,-güzel sanatlarda muasır milletler seviyesine ulaşacağız-sözünü söyleyen Büyük Atatürk'ün ismini alan bir üniversitenin şehrinde tiyatroya ihtiyaç duyulmaması düşündürücü bir konu idi.

          Bu düşündürücü hatta üzücü konuya bugünün hükümeti eğilerek bölge tiyatrolarından birinin de Erzurum'da kurulacağını müjdeledi.

        Yurdumuzun ve ulusumuzun kültür ve sanat yoluyla kalkınmasında ilköğretimden daha faydalı olacağına inandığımız tiyatroyu Erzurum'da gerçekleştirmek, kurulacak bölge tiyatrosunun nüvesini teşkil etmek üzere derneğimiz sanatçı yüksek tahsil gençliğini bir araya toplayarak bir tiyatro kurmuş ve bugün ilk temsiliyle huzurlarınıza çıkmış bulunuyor.

          Her sanat dalı gibi tiyatronun da yerine getirmekle yükümlü olduğu bazı görevleri bulunduğunu biliyoruz.Eğitici ve öğretici olan tiyatro da seyirciyi sanat beğenisi bakımından doyurur,duygulandırır,coştururken bir yandan da eğitmek,olduğu yerden alıp ilerilere götürmek,oyunu seyrettikten sonra tiyatrodan çıkan birisini, geldiğinden başka ve kazançlı çıkarabilirsek o zaman görevimizi başarmış olacağız.

          Tiyatroya eğitici olmak görevini yüklerken,onun kendi yapısı dışına çıkmasını istemeyecek,daima bizim tarihimizi,bizim kültürümüzü,bizim sanatımızı yansıtan,sapık ideolojilerden uzak,bize uygun,bize yatkın oyunlar seçeceğimizi de açıklamak isteriz.

          İşte bu nedenledir ki;kendi tarihimizden alınan bir oyunu,Hurrem Sultanı ilk eser olarak seçtik.Bundan sonraki oyunlarımızda,seyirci ve tiyatro oyuncularımız birlikte oluşacaktır.Tek başına birinin etkili olamayacağı açıktır.Tiyatromuzun seyircinin beğenisini,anlayışını geliştirip yüceltmesi,seyircinin de tiyatroyu kendine yararlı bir tutuma zorlaması istenilen tek çözüm yoludur. 

          Güzele,doğruya,iyiye doğru olan bu çabamızda en büyük mükafatımız, sizin takdirleriniz olacaktır."

          Dilaver Uyanık'ın sahneye koyduğu bu eserin dekor ve kostümlerini Mehmet Sabır,ışık ve efektini Necdet Bulut hazırlamıştır.

  

          Oyunda;Fulya Furtun,Gönül Totoş,Kenan Özmen,Metin Karadağ,Murat Yalçın, Dilaver Uyanık, Mücahit Küleri, Kemal Barış, Hüseyin Budak, Timur Bulut, Fatih Şimşek, Semra Madırlı, Sakıp Güllüce, Yaşar Küçük ve Rüknettin Dağıstanlı rol almışlardır.

 

          Bu muhteşem oyunun kostümlerini ise Sevil kadın terzihanesi hazırlamıştır.

          O yıllarda salon yoktu,tiyatro aşkı taşıyan fedakar yürekler vardı.İmkansızlıklar içerisinde,hayal edilemeyecek güzellikte eserler sahnelediler.Bugün,her ikisi de yok…

          Yine salon yok,bunun yanı sıra tiyatroyu sanat boyutuyla yaşayan yürekler de yok.Yetkililerimiz keşke o yıllarda bu imkanları şehrimize getirebilseydiler, Erzurum'daki sosyal yaşantı ve kültür çok farklı olacaktı.

          Üzülerek söylemek gerekirse,Erzurum gençliği-eğer gidiyorsa- Devlet Tiyatrosu'nun bir yılda sahnelediği 2 oyununun seyredeni olacaktır.

Duyurular

23-04-2010 - Yayınlanacak Yazılar



27-10-2009 - "ERZURUM BARLARI" KURSU




Sizin İçin Seçtiklerimiz

 

Erzurum ve Türk Musikisi


Sizden Gelenler

ERZURUM EVLERİNDE "BAŞ ODA"

İbrahim paşa mah. Taşambarlar alt sokak. No:7
Telefon : (0442) 213 74 74

Tasarım : www.e-erzurum.net